MEŞHUR BİR BİDAT (NAMAZDA EL BAĞLAMA)


Namazda Ehl-i Sünnet mezhebinden olan bazılarının yaptığı gibi elleri bağlamak, yani kıyam halinde sağ eli sol eli üzerine bırakmak Müslümanlar arasındaki ihtilaflı meselelerden birisidir.

Bütün Müslümanlar namazda el bağlamanın vacip olmadığına dair ittifak ve icma etmişlerdir. Ama bu amelin hükmünde bütün İslam mezhepleri, umumen ihtilaf etmişlerdir hatta Ehl-i Sünnet mezhepleri bile bu ameli farz bilmemelerine rağmen bu konuda ittifak etmişlerdir. Ehl-i Sünnet hem bu amelin hükmünde ve hem de keyfiyetinde ihtilaf etmişlerdir. Ehl-i Sünnet mezhep alimlerinin bu konudaki görüşleri aşağıdakilerden ibarettir;

Hanefilere göre, bu amel sünnettir ve farz değildir. el-hidaye, c.1, s.47,el-Mecmu, c.3, s.311, el-Muğni, c.3, s.473, Şerh-i Nevevi li sahih-i Muslim, c.3, s.5

Şafiilere göre de, namazda elleri bağlamak sünnettir ve farz değildir. el-hidaye, c.1, s.47,el-Mecmu, c.3, s.311, el-Muğni, c.1, s.473, Feth’ul Kadir, c.1, s.201

Hanbelilere göre de, bu amel sünnet amellerindendir. el-Hideye, c.1, s.47, Şerh’u Feth’ul Kadir, c.1, s.101, el-Muğni, c.1, s473

Malikilere göre, namazda ki elin vakarlı bir biçimde salı verilmesi memdubdur. (müstehaptır.) Nafile namazlarda ellerin göğüs üzerinde bağlanması ve tutulması caizdir. Çünkü bu namazlarda zaruretsiz olarak bir yere dayanmak caizdir. Fakat farz namazlarda elleri bağlamak mekruhtur. Çünkü bu durum bir yere dayanmak gibidir. el-Hidaye, c.1, s.47, el-Mecmu, c.3, s.311, el-Muğni, c.1, s.473

Caferiler arasındaki meşhur görüş bu amelin haram ve namazı batıl eden bir fiil olmasıdır. Bazıları da, bu amel haramdır ama namazı batıl etmez diye demişlerdir. Bazılarına göre ise bu amel mekruhtur.

Bu ihtilaflar açıkça şunu göstermektedir ki; bu amelin kitap ve sünnette sağlam bir delili yoktur. Aksine böyle açık bir ihtilaf onlar arasında vuku bulmazdı. Bu ihtilaflara rağmen ve Ehl-i Sünnet mezhep alimleri de bu ameli de farz bilmemelerine rağmen, bu mesele Müslümanlar arasında uçurumlara ve gediklerin açılmasına sebep olmuştur.

Caferiler, Ehl-i Beyt imamlarının namazda elleri bağlama hususunda, açık nehiylerin olduğundan dolayı namazda ellerini salıvermekte ve eli açık bir şekilde namaz kılmaktalar. Ehl-i Sünnetten bunu gören bir çok avam tabakası bu amele ve failine, farklı bir gözle bakmaktalar. Bazıları da, namazda eli açık bir vaziyette eli açık duran insanları bidat ehli olarak nitelemek ve suçlamaktalar. Oysa Ehl-i Sünnette göre, elleri bağlamak sünnet bir ameldir ve sünneti de terk etmek bidat olarak görülmez. Oysa Ehl-i Sünnet mezhep imamlarından olan İmam Malik dahil, namazda el bağlamayı mekruh olarak kabullenmiş ve özellikle de Peygamberin soyundan olan pak Ehl-i Beyt imamları bu ameli tamamen nehy etmişlerdir.

Bu mesele Caferiler arasında hiçbir zorluk, ihtilaf ve sıkıntı icat etmemiştir. Zira fetvalarda bir takım farklılıklar olsa bile, uygulamada dünyanın neresinde olursa olsun bütün Caferiler eli açık olarak namaz kılmaktalar. Ama Ehl-i Sünnet kardeşlerimizin arasında bir takım sıkıntılara sebep olmuştur. Kimleri bu imam ellerini göbeği üzerinde, diğer camimin imamı altında, bir başkası da yukarısında bağladı sözleri onlar arasında ne yazık ki, ayrılma ve bozuşmalara sebep olmuştur. Hatta bu mesele İslam’ın rükunlarından, farzlarından, vacibatlarından biri olmamasına rağmen ve sünnet olmasına rağmen bazı taife ve kabileler bir takım ufak-tefek ihtilaflı uygulamalar neticesinde birbirlerini tekfir etmişler ve birbirlerine lanetler yağdırmışlardır Muhammed b. Salih, Durus ve Fetava fi’l Harem’il Mekki, .s.26

Oysa sünnetin terki, bunları asla meşrulaştırmaz. Aslında bu ihtilaflardan dolayı bu tür bölünme ve zararların faturasını, huzursuzluk ve keşmekeşlik çıkaran insanlara kesilmemesi aksine ilk aşamada alimlere, hatiplere ve yazarlara kesilmesi ve onların suçlanması gerekir. Zira, bazı alim, hatip ve yazarlar vardır ki, neticede sünnet olan bu amele vacipmiş gibi emretmişlerdir.

Buna binaen avam tabakası da bir çok sünneti farz olarak talakki etmişlerdir. Sünneti farz olarak gören bu avam tabakasından birisi de sünneti terkeden bir müslümanı gördüğünde farzı terketti kaygısıyla ona saldırmaya başlamış ve müteakibinde bir çok zarar ve ihtilaflara sebep olmuştur.

Namazda el bağlamanın sünnet olduğunu savunanların dayanak ve delilleri üç tane rivayetten ibarettir:

1- Buharinin naklettiği Sehl b. Sa’d’ın hadisi.

2- Müslimin rivayet ettiği ve Beyhakinin de üç senedle naklettiği Va’il b. Hucr’un hadisi.

3- Beyhakinin kendi sünenin de naklettiği Abdullah b. Mesud’un hadisi. Şimdi bu üç rivayeti tekrar tekrar inceleyeceğiz.


SAHL B. SA’D’IN HADİSİ: Ebu Hazim Sehl b. Sad’dan şöyle rivayet etmiştir; “İnsanlara namazda sağ ellerini sol ellerinin üzerine bırakması emrolunuyordu.”

Ebu Hazim şöyle demiştir; Bu amelin Peygambere nisbet verilmesinden başka bir şey bilmiyorum. İsmail de demiştir ki; Bu amel Peygambere nisbet verilmiştir. ibni Hacer, Feth-ul Bari fi serhi Sahih-i Buhari, c. 2, s. 224, Bab-u vez’ul yumna elel yusra- Süneni Kübra, Beyhaki, c. 2, s. 28, h. 3 Bab’u vez’ul yumna elel yusra fis- selat

Bu rivayet sadece el bağlamanın şeklini ve keyfiyetini belirtmiştir. Ama iki delile göre bu sözün Peygamber tarafından buyrulmadığına delalet etmektedir.

Birinci delil: Eğer Peygamberin kendisi el bağlamaya emretmiş olsaydı, rivayetin, insanlar şu şekilde emrolundu şeklinde değil de Peygamber şöyle emrettişeklinde olması gerekirdi. Rivayetteki, “İnsanlar emrolundular sözü şunu açıkça göstermiyor mu ki,bu hüküm Peygamberin vefatından sonra verilmiştir.zira halifeler ve amirler insanları daima namazda el bağlamaya emrediyorlardı. Zira onlar kendi akıl ve mantıklarına göre bu amelin hüşu ve hüzuna daha yakın olduğunu zannediyorlardı. İşte bu sebepten dolayı Buhari bu babdan sonra kitabında hüşu babını bırakmıştır.

İkinci delil: Hadisin senedi şunu gösteriyor ki, bu amel emredenlerin (Amirlerin) amelidir. Peygamberin ameli değildir. Zira İsmail diyorki; Bu hadisin Peygambere nisbet verilmesinden başka birşey bilmiyorum. Bu sözün anlamı şudur; bu amelin namazda sünnet oluşu belli değildir. Bu amel sadece Peygambere nisbet verilmiş ve Sehl b. Sad’da bu rivayeti merfu olarak rivayet etmiştir.

Bu açıklamalar hadisdeki fiil mechul olduğu yakinindedir. Ama fiil malum okunduğu takdırde şu cevabı vermek mümkündür. Bu fiili Sehl Peygambere nisbet vermiştir. Faraza bu kıraat sahıh olmuş olsa bile ve bu kıraat ile hadıs merfulukdan çıkmış olsa bile, bu hadısdeki “ bundan başka bir şey bilmiyorum” sözü onu bir şahisdan duyup o şahsın adının geçmemesi hadisin gevşeklik ve zayıflığını gösterir.

VAİL B. HUCR’UN HADİSİ: Vail’in hadisi farklı şekillerde rivayet olunmuştur.

Müslim Vail b. Hucr’dan şöyle rivayet ediyor; O, Peygamberi namaza girerken ellerini kaldırıp tekbir getirdiğini ve elbisesine sarıldığını ve daha sonra sağ elini sol elinin üzerine bırakırken, gördüğünü söylemiştir. Peygamber efendimiz rükuya gitmek istediğinde ellerini elbisesinin içerisinden çıkarıyor sonra her ikisini de kaldırarak tekbir getirip rükuya gidiyordu. Sahih-i Müslim, c.1, s. 301,kitabus- Selat b. 15

Bu hadisde ihticac olunan ve dayanılan delil yapılan fiildir. Oysa bu fiilde bir konuya delil getirip onu sabitleştirmek doğru değildir. Zira hadiste geçen fiilin sebebi meçhuldur. Çünkü Peygamberin, ellerini sırf sünnet olduğu için mi yoksa soğuktan korunmak için mi? elbisesini toparlayıp ona bürünmesinin sebebi meçhuldur. Sebep hangisidir bilinmemektedir.

Resulü Ekrem (s.a.a) hem muhacirlerle ve hemde ensar ile on yılı aşkın bir bir müddet namaz kıldılar. Eğer Peygamber efendimiz namazda ellerini bağlamış olsaydı, bu meselenin nakli fazla olur, konu asrı seadet dönemindeki Müslümanlar ve sahabe arasında meşhurlaşmış olur ve bunu sadece Vail b. Hucr değilde başkalarıda nakletmiş olurdu.

Bu rivayet başka bir şekilde de naklolunmuştur. Ve naklolunan bu farklı rivayette “sonra elbisesine sarıldı” kelimeleri mevcut değildir. Beyhaki Musa b. Ümeyr’den nakletmiştir ki; Alkame b. Vail, Vail’de babasından şöyle nakletmiştir; Peygamber namaza durduğunda sol elini sağ eliyle tutardı. Ben Alkameninde öyle yaptığını gördüm. Süneni Beyhaki, c. 2, s. 28

Birincisi: ilk rivayette olduğu gibi bu rivayette de fiilin sebebi belli değildir.

İkincisi: hadisin senedinde Abdullah b. Cafer vardır. Eğer bu şahıs İbni Necih ise, Muin onun hakkında şöyle demiştir; Bir itibar ve değeri yoktur. Nesai ise şöyle demiştir; onun hadisleri terkolunmalıdır.

Üçüncüsü de: eğer Peygamber böyle bir ameli yapmış olsaydı insanlar arasında meşhur olurdu. Oysa Vail diyorki; “Ben Alkamenin de böyle yaptığını gördüm” Buradan anlaşılan şudur ki; Ravi sünneti Alkame tariki ile tanıyormuş Resulullah tariki ile değil.

Beyhaki İbni Mesud’dan müsned bir hadisde şöyle nakletmiştir; İbni Mesud namaz kıldığında sol elini sağ elinin üzerine bıraktı, Resululla bunu görünce onun sağ elini alıp sol elinin üzerine bıraktı. Süneni Beyhaki, c. 2, s. 28, Bab-u Vez’i yedil yumna elel yusra, h. 5

Beyhakinin naklettiği bu rivayet İbni Mesud ve onun gibilerine en büyük ihanet ve hakaretlerden birisidir. Zira eğer bu fiil Peygamber tarafından açıkça yapılmış olsaydı, sahabelikte fazla geçmişi olan ve İslamda ilklerden olup da sabigin ünvanını alan İbni Mesud gibi birisinin bu ameli bilmemesi ve dolayısıyla vazife ve teklifine cahil olması ve neticede sünnete alim olmaması mümkün değildir.

İkinci bir şey ise bu hadisin senedinde Heşim b. Beşir vardır, oda tedlislik ve güvençsizlikle meşhurdur.

Namazı eli bağlı olarak kılmak Caferi fıkhına göre bid’at ve haramdır. ehlibeyt İmamları bu ameli Mecusilerin amellerine benzettikleri için daima bu amelden nehyetmişlerdir. Hz. Ali (a.s) bu konuya binaen şöyle buyuruyorlar; Müslüman ALLAH’ın huzuruna (ibadete) çıktığı zaman ellerini üstüste bırakmasın (bağlamasın) zira bu ameliyle Mecusilere benzer. Vesail-us Sia, c. 4, bab. 15, h. 7

Büyük ve değerli sahabelerden olan Ebu Hamid Saidi, içlerinde Ebu Hureyre, Sehl Saidi, Ebu Useyd Saidi, Ebu Kutade, Haris b. Rebei ve Muhammed b. Meslemeninde bulunduğu bir grup sahabeye, “Resulü Ekrem’in namazının keyfiyetini en ufak ayrıntı ve müstehaplarına kadar beyan ettiğinde el bağlamaktan kesinlikle söz etmemiştir.” Süneni Beyhaki, c. 2, s. 72, 73, 101, 102, Süneni Ebi Davud, c. 1, s. 194, bab-u iftitahus- Selat, h.730,736, Süneni Tirmizi, c. 2, s. 98, bab-u Sifet-us Selat

Eğer, gerçekten Peygamber efendimizin üslub ve sünneti namazda el bağlamak olsaydı yukarıdaki rivayette zikrolunmuş olurdu. Ebu Hamid’de bu ameli unutmuş olsaydı eğer, orada bulunan sahabelerinde bu konuyu ona hatırlatmaları gerekirdi, oysa hadiste böyle bir şey de mezkur değildir. Ebu Hamid Saidinin hadisine benzer hadisler Şia kaynaklarında Hamid b. İsa tarafından naklolunmuştur.

Sehl b. Saidin hadisindende anlaşılan şudur ki; namazda elleri bağlamak Peygamberden sonra ortaya çıkarıldı. Zira O diyor ki; “İnsanlara emrediyorlardı” Eğer bu emir Peygamberin emri olmuş olsaydı onu Peygambere nisbet verir ve Peygamber insanlara şöyle emrediyordu, tarzında nakletmesi gerekirdi. Böyle olmadığına göre de , Peygambere nisbet verilen bir hadisin itibar derecesi nedenli olur siz düşünün...

Bu konuyu kapamadan önce Vehbe Zuhaylinin İslam Fıkıh Ansiklopodisi adılı eserinin 1. Cilt sayfa 381 de yer alan Hz. Peygamberin Namaz Kılma Şekli başlığı altında yukarıdada işaret ettiğimiz gibi Ebu Humeyd’den nakledilen hadisi bilginize aktaracak ve muhakemeyi size bırakacağız.

Buhari, Ebu Davud ve Tirmizinin Muhammed b. Amr b. atadan tahriç ettikleri bir hadisi şerifde şöyle denilmekdedir: “İçlerinde Ebu Katade’ninde bulunduğu on kişilik bir sahabe meclisinde Ebu Muhammed es-Saidi’den işittim Ebu Ume şöyle demiştir: “ben Resulluh (a.s.)’ın namaz kılma şeklini en iyi bilenizim. Sahabe: Neden? ALLAH’a yemin olsunki sen onunla bizden çok beraber bulunmadın, Hz. Peygamber (a.s.) ile beraber sohbetin bizden daha eski deyildir dediler. O bunu doğruladı. Sahabe: O halde anlatda görelim dediler. Ebu Humeyd şöyle dedi Resulullah (a.s.) namaza kalktığı zaman ellerini omuz hizasına kadar kaldırır tekbir alırdı. Sonra bütün kemikler normal duruma gelinceye kadar bekler, sonra okumaya başlardı sonra ellerini tekrar omuz hizasına kadar kaldırarak takbir alır sonra rukuya vararak avuçlarının içini dizlerinin üzerine koyardı. Sonra başını ne aşağıya nede yukarıya kaldırmaksızın düzgün bir şekilde dururdu. Daha sonra başını rukudan kaldırarak : “SemiALLAHu limen hamideh” der, sonra mutedil bir vaziyette olarak ellerini onuz hizasına kadar kaldırır, sonra ALLAHu Ekber derdi. Sonra yere inerek iki elinin arasını anlının sığacağı şekilde açar sonra başını kaldırırdı. Sonra sol ayağını bükerek onun üzerine otururdu. Secdeye vardığı zaman iki ayağının parmaklarını büküp kıbleye çevirerek secde eder sonra ALLAHu Ekber diyerek kalkar yine sol ayağını büker ve onun üzerine otururdu. Bu hareketi yaparken bütün kemikler, azalar yerine oturur, sükün bulurdu. Sonra diyer rekatdada aynı şeyleri yapardı. İki reketdan sonra ilk namaza başlarken yaptığı gibi, iki ellerini omuz hizasına kadar kaldırarak tekbir getirir, sonra namazın diyer rekatlarındada aynı şeyleri yaparak namazını tamamlardı.

Kendisinden sonra selam vereceği secdeye gittiği zaman ayağını geri çeker ve teverrük şeklinde sol oturağı üzerine otururdu.” Sahabe Ebu Humeyde: “ Doğru söyledin Resulullah (a.s.) böyle namaz kılardı dediler.”

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !